kafiyeli kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kafiyeli kelimeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ne Gerek

Anlamıştım iflâh olmaz uslanmaz
Boşa çekiyordum ben küreğimi
Yağmur yağdı diye deniz ıslanmaz
Hebâ ediyordum şu yüreğimi

Kalem tükenmişti silgi yetmedi
Doğru azalmıştı yanlış bitmedi
Rengim bu değilmiş bana gitmedi
Seçmiştim yalanın en gereğini

İnadı inattı dediği dedik
Gittikçe büyüdü açtığı gedik
Sözler tükenmişti yeminden yedik
Sökmeliydim artık aşk direğini

Hırsız






















Zamanın saati yoktu dün gece
Ceviz ağacıyla sohbete daldım
Biraz ağladım da inceden ince
Sorunca "yok" dedim yağmurdan çaldım

Ne alında aktım ne elde kirdim
Sevda pazarında bir kelepirdim
Sabır konusunda artık bir pirdim
Tesellim bittikçe ümitten çaldım

Birikmiş eskiler durur içimde
Bocalar dururum yokun hiçinde
Çekinme sor ceviz "neden niçin" de
Dünüm yetmiyordu günümden çaldım

Aşka izin yoktu hep yasakladım
Ne tam açıkladım ne de sakladım
Kara sürüleni boşa akladım
İçtiğime bakma felekten çaldım

Üstümde sundurma altımda sedir
Bilmemki bunları söyleten nedir
Şahitsin ey ceviz bir de şu bedir
Umutluyum artık yarından çaldım


Mehir

Günlerden bir gündü, mevsimlerden güz
Yolumuz düşmüştü, aynı şehire
Sanki tanıdıktık, aşinaydı yüz
Şifa umuyorken, bandık zehire

Şehirler değişti, mevsim değişti
Böylesine sevmek, çok zor bir işti
Ne zaman değişti ne gün değişti
Akıp gidiyoruz, düştük nehire

Gönül gönüllüydü, kanatsız uçtu
Bu ne başlangıçtı ne de son uçtu
Birimiz çelikti birimiz tunçtu
Vefâdan alacak, sığmaz mehire...


Kim Demiş

Malûmunuz, erkek olmak birçok konuda imtiyaz sahibi olmakla paralel... Hele son günlerde kadın erkek eşitsizliği daha bir gündeme oturmuş durumda... Bunu oturduğu yerden kaldırmak hayli güç gibi ama gücümüzü birleştirirsek neden olmasın... Ben bu konuya şiirle el atmak istedim. Okumuşsunuzdur, O. Veli ve Mutlu Çelik, yaşadıkları ya da yaşayamadıkları kadınları pek güzel hicv etmişler yazdıkları bir şiirle. Kadınlardan eleştiri aldıklarını da gördüm, beğenenleri de. Ben, beğenenler arasındayım. Çünkü şiir olarak baktım "OoOoO ne çapkın adammış, üstelik de bu kadınları yazmış" demedim... Diğer erkek şairler kimleri yazıyor, erkekleri mi. Onların yaşadığı ne ya da yaşayamadığı....Ayrıca o şiirlere şiir gibi bakar ve alt metni okumayı başarırsanız ki, inanıyorum başarırsınız. Gerçekte vurgulananın ne olduğunu da anlayacaksınız...

Dediğim gibi, ben şiir olarak baktım... Ve dedim ki, "neden böyle bir şiiri kadın da yazmasın¿" Buna kaç kişi şiir olarak bakacak ve kaç kişi "tu kaka" kadın ilân edecek beni... Yıllar önce Fikret Şeneş başardı bunu "kimler geldi kimler geçti" yi yazarak. Bu gün hâlâ keyifle dinleniyor, ruhu şâd olsun...

Bu dörtlüklerin, gerçek kişilerle ve olaylarla; uzaktan ve yakından ilişkisi vardır! İlk taşı, günahsız olan atsın...

Tam ondört yaşındaydım
Ali'yi gördüğümde
Hep o gelir aklıma
Saçımı ördüğümde

Aykut, fikir adamı
Onla baş edilmezdi
Yola Onla çıktıysan
Geriye dönülmezdi

Duygu adamı diye
Aşık oldum Ahmet'e
Çok başka bir adamdı
Değiyordu zahmete

Bülent, çok sinirliydi
Ânı âna uymazdı
Ağzından çıkanları
Kulağı hiç duymazdı

Burhan, tam bir buhrandı
Depresyon anıtıydı
Gönderilmiş belânın
En büyük kanıtıydı

En çok Can'ı sevmiştim
Ama bana ıraktı
Bir gün "el veda" deyip
Ellerimi bıraktı

Coşkun, tam tacizciydi
Aşka iğfal yetmişti
Doğurduğum düşlerin
Hepsini piç etmişti

Çelik, yeleksiz gezmez
Saati köstekliydi
Hergün başka tesbihle
Bileği destekliydi

Demir, aslı çelikti
Bükülmezdi bileği
Aynı yere bakmaktı
Onun bütün dileği

Deniz'se, futbolcuydu
Her gün top peşindeydi
Beni öperken bile
Aklı hep meşindeydi

Ercan, fazla sakindi
Yürümezdi sezmiştim
Askere gittiği gün
Biletini kesmiştim

Ferit, fena yakmıştı
Gözlerime abayı
Ama göstermiyordu
Aşkı için çabayı

Gürsel, iyiydi hoştu
Ama tokat atmıştı
Affetmediğim için
Kaç gün yerde yatmıştı

İlk göz ağrımdı Hasan
Tüm kızlar peşindeydi
Başı yerden hiç kalkmaz
Aklı hep işindeydi

İlhan, gerçek aşıktı
Ayrılmazdı peşimden
Ne yazıkki evliydi
Geçemezdi eşinden

İrfan, adı gibiydi
Kendiyle yarışırdı
Kitaplar arasında
Zamanı şaşırırdı

İbrahim'se gönlümü
Bir put gibi kırmıştı
Gidişimin ardından
Günlerce haykırmıştı

Kutay, tam bir belâydı
Öpmeden bırakmazdı
"Uslan" biraz dedikçe
O daha beter azdı

Kemal, Hint kumaşıydı
Pazarda satamazdın
Buruşmuş mendil gibi
Kenara atamazdın

Lemî, kardiyologdu
Romantizmde sakardı
"Kalbim çarpıyor" desem
Steteskop takardı

Mutlu, mutsuz adamdı
Yüreğini açmazdı
Sevmekten çok korksa da
"Gel ulan!" der kaçmazdı

Muhittin'e gelince
Tam bir kedi köpektik
Birimiz derde düşse
Tek bilek tek yürektik

Mustafa, nasıl desem
Yüreği çok yufkaydı
Bir gece yıldız gibi
Başka dünyaya kaydı

Murat, mafya çıkmıştı
Her bakana atladı
Yine öyle bir günde
Silah O'na patladı

Nurettin, denizciydi
Evlenmek istiyordu
Ama ben havacıyla
Uçardım bilmiyordu

Namık, çok yakışıklı
Fakat çok boş adamdı
Yasa yeniden çıksa
Sonu kesin idamdı

Oktay, manyak çıkmıştı
Diş spreysiz yatmazdı
Ama dürüst adamdı
Avcı gibi atmazdı

Orçun çok düşünceli
Komedi film gibiydi
Hakkını yemeyeyim
Romantizmin dibiydi

Osman gibi bir adam
Sanmam bir daha gelmez
Bir sırdır o içimde
O'nu kimseler bilmez

Özgür, çok duygusaldı
Hep şiirler okurdu
Karıncayı ezmezken
Gitti birini vurdu

Polat, çok karizmatik
Fakat çok ukalaydı
O'nu terk ettiğim gün
Bin tane küfür saydı

Rıza'yla buluşmamız
Derler ya hani, "yoktan"
Daha ilk buluşmada
Razı olmuştum çoktan

Sinan, kıskançlığından
Nefes aldırmıyordu
"Bıktım artık" desem de
O hiç aldırmıyordu

Süleyman'la kavgasız
Geçen günümüz yoktu
Yine vazgeçmiyorduk
Verilen kıymet çoktu

Şenol, mutsuz adamdı
Fakat belli etmezdi
İflah olmaz çapkındı
Ona kadın yetmezdi

Taylan, üçkağıtçıydı
Kim sorarsa namazda
Siz bir de bana sorun
İşi gücü gammazda

Ufuk, yolda çıkmıştı
Karşıma birden bire
Yıllar sonra duydum ki
Fena bulaşmış kire

Ümit, kaleden dönen
Son dakika golüydü
Tüm hatıralar gibi
O da artık ölüydü

Veysel, çok konuşmazdı
Ne içki ne sigara
O'nun gibi birini
Ne "bul" derim ne "ara"

Yıldıray'a gelince
Tesadüftü tamamen
Buluştuğumuz ilk gün
Sabahlamıştık hemen

Yılmaz, çoktan yılmıştı
Pişmanlığın ekiydi
İşi gücü hun etmek
Şerefsizin tekiydi

Zeki, zekî değildi
İsmiyle müsemmasız
Öylesine aç gözlü
Gözü doymayan arsız

Zahit, çok romantikti
Onunlayken hep şendim
Düştü bir gün maskesi
Ve ben onu da yendim.

(Duydum ki, alfabemize bir harf daha eklenmişmiş. Hatırı kalmasın)

Quantımla meşguldu
Ben "yogiyim" diyordu
İsmi neydi unuttum
Kendi de bilmiyordu........


Yukarıdaki şiirde başlığın çok fazla okunmayacağını, insanların isimlere takılacağını hesaba kattım elbette ama "nabzı atarken tutmalı" dedim... Ve bu dörtlükleri, yazılanı değil de yazanı düşünenlere cevaben yazdım...

Bunda alt metni boş bıraktım... Alttan alanın değil, altta kalanın bir gün üste çıkacağına hep inanmışımdır...

 



















Kim demiş kadın şair
Erkeklerden daha az
Kadının kaleminden
Daha fazla var mı haz

Havanda su dövdürme
Boşa çekme küreği
Geçmişine sövdürme
Dil büker o bileği

Durduk yere su katma
Hazır pişmiş aşına
Kadın kalem tutarsa
Kar yağdırır başına

Erkek aşkı yazarken
Kadın niye yazmasın
Bilmediğini oku
Yobazlığın azmasın

Erkekten okuyunca
İçin eridi bitti
Bunu kadın yazınca
Niye zoruna gitti

Sen yazınca çapkınsın
Ben yazınca fahişe
E beni yazıyorsun
Annen ne der bu işe

Yazan bir gün yazılır
Tersine döner devran
"Adamım ben" diyorsan
Diline erken davran

Erkeksen bilmelisin
Küfrün de âdâbı var
Bilmiyorsan düşersin
Çıkılmaz girdâbı var

Her yazılan şiiri
Yaşanmıştan mı saydın
Benim yaşadığımı
Parmağınla mı saydın

O kafanın içinde
Bilmem ne taşıyorsun
Kendine gel beyinsiz
Haddini aşıyorsun

"Beyinsiz" bir tesbitti
Hakaret sanma sakın
Aklını arıyorsan
Uçkuruna çok yakın

Şiire bak ey gâfil
Kâfiye mi uyak mı
Sonra hiç anlamazsın
Kol mu girdi ayak mı

"Be hey dürzü" demişti
Zamanında birisi
Al da bir oku onu
Gelecektir gerisi

Kadın şair yok değil
Hem de çok var şaşarsın
Deyyuslar var oldukça
Bilmem nasıl başarsın

Sen de ben de eşitiz
Varacaksın farkına
Yoksa bir gün çomağı
Sokarlar o çarkına...




















Çak

















Ne ayrı kalabildik
Ne de bir aradayız
Ne sevinçte buluştuk
Ne de bir yaradayız

Şu dilek mumu yansın
Al kibriti bir çak da
Belki bunu bekliyor
Bizi yaradan Hak da

Bir liman bulsun artık
Beklediğimiz gemi
Beklemekten buruldu
Kav oldu çayın demi

Duman olsun ortalık
Al kibriti bir çak da
Belki bunu bekliyor
Bizi yaradan Hak da

Ne serden geçebildik
Ne aşktan göçebildik
Kavuşmaya yandıkça
Hasreti içebildik

Yansın bütün gemiler
Al kibriti bir çak da
Belki bunu bekliyor
Bizi yaradan Hak da...

YANILIYORSUN

 











Dön artık ne olur tut ellerimi
Hangi ruzgarlara kapılıyorsun
Şu zavallı kalbim başka birini
Sevdi sanıyorsan yanılıyorsun

Hasretin çökerken her an derine
Hayalini koydum senin yerine
Herşeyi unutup başka birine
Koştum sanıyorsan yanılıyorsun

 
Bir farkım kalmadı dumandan közden
Hep sen görünürsün her bakan gözden
Sen unuttun diye verdiğim sözden
Döndüm sanıyorsan yanılıyorsun....

Gezi Farkı

Gezi parkında dolanıyorum
Gözümü umuttan alamıyorum
Ne mutlu ki artık inanıyorum
Gel otur yanıma hallarımı söyleyim

Gezi parkında üç fidanım var
Dilde değil, kalbimde figânım var
Ey usanmaz, ey uslanmaz, ey gammaz
Bilmez misin sonumuzda ölüm var

 
Gezi parkından gelindi geçildi
Kuruldu dostluklar, antlar içildi
Öyle kolay değil, hayat biçildi
Gel otur yanıma hallarımı söyleyim

"Gezi parkı" deyip geçme ey gafil
Üstü ağaç altında nedenler var
Öttürdü mü borusunu İsrafil
Kelle koltuk altında bedenler var...

Vefa't


Nerde başladığı belli olmayan
Bir zaman gibiydi aramızdaki
Ne gecesi vardı ne de gündüzü
Bir şifa gibiydi yaramızdaki

Aynı gam aynı ses aynı meydendik
Kalem mi kağıt mı bilmem neydendik
Dara düşsek bile yine "bey" dendik
Alın terimizdi şıramızdaki

Göze göz demedik göz göze dedik
Bir ömür yetecek vefa diledik
Vefa vefat etmiş biz bilemedik
O yüzden acıyor şuramızdaki...


Yalan Deyiver

Boynunu büküpte, ağlama sakın!
Giden gittiyle kalsın, gülüver.
Bir fincan kahvenin, hatırı için.
Gönül defterine, "bir dost" deyiver.

Yırtılmış mektupta, yanmış resimde.
Bin anı yaşama, bir solan gülde.
Bir eski şarkıda, buruk nağmede.
Hasreti duysanda "yalan" deyiver.

Bir gün rastlasanda, tanıdık yerde
Düşürme başını, yine o derde.
Yıllardır biriken yaşı döksende.
"Gözlerime dolan, tozdan" deyiver.

İzi mi Kalır

Yırtılan mektubun yakılan resmin,
Gönül dergâhında sevgi oldukça,
İnsanın insanda gözü mü kalır.

Benim “ak” dediğim sana karaysa.
Bağrımda açtığın, onmaz yaraysa.
Vefa unutulmuş, dostluk paraysa.
İnsanın insana yüzü mü kalır.
 


Yapılan iyilik, vurur karaya.
Bir meçhule doğru girdik sıraya.
Yolumuz düşmezse hiç hatıraya.
İnsanın insanda izi mi kalır

Hepimiz bir canız, hepimiz nefer.
Bitecek bir yerde, bu yorgun sefer.
Gün gelip sönünce gözümüzde fer.
İnsanın insana sözü mü kalır…

Bil Sen

Kalbim, yanmak için beklemiş meğer.
Bilsem kapısını böyle açmazdım.
Leyla'dan fazlaydı aldığım değer.
Yoksa kanatlanıp böyle uçmazdım.

Şehir şehir gezdim, köy köy dolaştım.
Sazla kavga ettim, sözle dalaştım.
Yarına değdikçe, düne bulaştım.
Yoksa gözyaşımı böyle saçmazdım.

Ellerimde eller, el olup gitti.
Baktığım gözlerde, sözler yitikti.
Hayat, yalnızlığı erken öğretti.
Yoksa gözlerinden korkup kaçmazdım.

Tanıyorum

Resminde gördüğüm o bakış var ya,
Hiç yabancı değil ben tanıyorum.
Bildiğimi, sen de bilirsin ama
“Yalnızlık” demeye utanıyorum.

Belli ki sevene inanmamışsın.
Gönülden gönüle oyalanmışsın.
Aşka gülüp geçmiş, yalan sanmışsın.
“Vefasız” demeye utanıyorum.

Her geçen yaz günü belki de kışın.
Unuttuğun yere döner bakışın.
Gözünden, yaşını her bırakışın.
“Pişmanlık” demeye utanıyorum.

Kendini bu yüzden sakınıyorsun.
Şikayet ediyor, yakınıyorsun.
Aldırmaz bir tavır takınıyorsun.
“Korkaksın” demeye utanıyorum.

 




Diye Diye


Ne yollar yürüdüm, dağ taş demedim
Diken kucakladım, bu güldür diye
Aç susuz dolaştım, haram yemedim
Allah'a el açtım, sen doldur diye.


Ne mal mülk edindim, ne servet yaptım
Ne şaha eğildim, ne kula taptım
Ne de bir gün olsun doğrudan saptım
Parayı saymadım, bu puldur diye.


Mazlumu korudum, düşman kazandım
Dert kepçeyle geldi, sanki kazandım
Namert yenemedi, hep ben kazandım
Hayattan kaçmadım, okuldur diye.


"El aman" diyene el kaldırmadım
Doğru söyleyene hiç saldırmadım
Usul bilmeyene saz çaldırmadım
Kürkü sırtlamadım, bu çuldur diye.


Düşenin haline gülüp geçmedim
Şerefsizin şerefine içmedim
Ne güzeller geldi geçti seçmedim
Bekledim, yüzümü sen güldür diye.




 

Sahte Karlar

Vakitsiz akşamlardır göğün göğsüne batan

Hasrettir içindeki boylu boyunca yatan

Vuslatın hayaliyle aşkı önüne katan

Kaderin kapısına ayrılıklar dayandı.


Ne Ferhatın dağları ne de Mecnunun çölü

Ne aşık bülbül kaldı ne de kibirli gülü

Yaşayanlar kalmamış, kalanlarsa hep ölü

Sevdanın kapısına ihanetler dayandı.


Vefa kapısı örtük, nisyanlar çoğalmakta

Beklenen yarınların hepsi dünde kalmakta

Gönülden verilen yok, herkes elden almakta

Muhabbet kapısına menfaatler dayandı.



Hiç biri gizli değil, hepsi ortada ayan

Duyduğunda yıkıldın gel de yaşarken dayan

Gerçek bir yağmur yağsın artık mevsime uyan

Baharın bahçesine sahte karlar dayandı.


Ne bilir ne bilmezim, ne aşık ne de ozan

Hile olan her yerde, benim oyunu bozan

Ne kocaman bir kaya ne de görünmez tozan

Elin kırdığı ne ki, ben ki bana dayandı.


İnsan Sesi

Elimde bir kalem, önümde kağıt
Derdimi anlatan kelime nerde?
Oysa ki gönlümde yanık bir ağıt,
Ne göğe yükselir, ne kalır yerde. 

Dünümü kaybettim, yarınım kayıp,
Yetmedi günümün ettiği ayıp.
Beş para etmezi adamdan sayıp,
Taç diye gezdirdim, bu garip serde. 

Yüreğimde kaldı aşkın hevesi,
Bilmem kime saklar en son nefesi.
Duymak istedikçe bir insan sesi,
"Yokum" desin yeter, duymadım nerde?

K'estikçe K'esti

Kimse bilmez gönlümdeki yarayı
"Yar" diye kanıyor, alkol bastıkça
Açmak kolay değil, dünle arayı
Dilim dilimlenir, aklım kestikçe.

Kül rengi bulutlar sardı başımı
Kimse fark etmiyor akan yaşımı
Yerinden kalkmayan sabır taşımı
Bölerim ikiye, gözüm kestikçe.

Üstü örtülüdür dert sandığımın
Hatırası yoktur aşk sandığımın
Cefasından bıkıp usandığımın
Söylerim yüzüne, yolum kestikçe.

Benden ötemdeyim, ondan yalnızım
Gittikçe artıyor içimde sızım
Sevdanın yolunda kesilen hızım
Küheylan oluyor, mızrap kestikçe.

Yıllarca bahardan bir gül bekledim
Ümit eksildikçe yeni ekledim
Kimi gün yakamı zor ilikledim
Bayat ekmek yedim, dişim kestikçe.

Kolum kırılsa da içinde yenim
Ne arkamda dayım, ne ben yeğenim
Sadece Mevla'ya boyun eğenim
Acımaz parmağım, doğru kestikçe.

Mutluyum sanıyor adımı duyan
Bir günüm olmadı günüme uyan
Kim bilir bir sabah diyecek "uyan"
İnancım çoğalır, fikrim kestikçe.


Ben Ağlarken Gülümserim


Ne aşktan ne de sevgiden
Asla hiç kalmadım geri
Bir örneğim sizlere ben
Doğduğum o günden beri

Çok güldüm çok da ağladım
Her dikene gül bağladım
Bir damladan göl sağladım
Doğduğum o günden beri

Delik deşik oldu kalbim
Yağmayla bitti her harbim
Gök kubbede bir garibim
Doğduğum o günden beri

Siz bensiniz, ben sizlerim
Mazide kaldı izlerim
Bir derdim var hep gizlerim
Doğduğum o günden beri

Hatırda yoktur ayarım
Posteki bile sayarım
Bu yüzden kaldım hep yarım
Doğduğum o günden beri

Ne yaşadım ne gördümse
Tutmuşum ne söz verdimse
Anlamadı beni kimse
Doğduğum o günden beri

Kah yağar kah ta eserim
Sevdam oldu tek eserim
Ben ağlarken gülümserim
Doğduğum o günden beri

Mucize Kadınım Ben


Farkında olmasan da,
Ağzında tadınım ben.
Bir kere rastlanılan,

Yalan söyle, kanarım.
Kıvılcımla yanarım.
Tuza ekmek banarım.
Mucize kadınım ben.

Ne solum var, ne sağım.
Kavrulsam, kendi yağım.
Geçmez hiç, benim çağım.
Mucize kadınım ben.

"Sen de şöylesin" demem.
Elleri kötülemem.
Hiç kafa ütülemem.
Mucize kadınım ben.

Parayla olmaz işim.
Ne baş ağrır, ne dişim.
Daha dur! Ne içmişim.
Mucize kadınım ben.

Futbola bayılırım.
Kaleci sayılırım.
Çok çabuk ayılırım.
Mucize kadınım ben.

Hatır, gönül tanırım.
Anlat sen, inanırım.
Anlaşıldı sanırım.
Mucize kadınım ben.

"Yalan söyleme" dersen,
Söylemem, dünya versen.
Bilemem artık, yersen.
Mucize kadınım ben.

Kan kusar, şarap derim.
Dolmaz hiç, benim yerim.
On parmak, on hünerim.
Mucize kadınım ben.

Evli olup aldattığın,
Pişmiş aşa su kattığın,
Başkası diye yattığın,
Mucize kadınım ben.

Çay dersin, kahve yaparım.
Rüzgarından nem kaparım.
İncelmem ama koparım.
Mucize kadınım ben.

Gece olur, gün satarım.
Bir söylersin, bin katarım.
Kızdırırsan, şap atarım.
Mucize kadınım ben.

Havan, suyun, aşın benim.
Gözlerinde yaşın benim.
Değirmende taşın benim.
Mucize kadınım ben.

Havanda su dövdürürüm.
Gelmiş geçmiş sövdürürüm.
Kendimi de övdürürüm.
Mucize kadınım ben.

"Yoruldum" der, cam silerim.
İçim ağlarken, gülerim.
Zayıfım ama çok yerim.
Mucize kadınım ben.

Hem çekemem, hem "kal" derim.
Hem vermem, hem de "al" derim.
Sana yazar, ben öderim.
Mucize kadınım ben.

Mavi sever, mor giyerim.
Bilinmelidir değerim.
"Kaçma!" derim, ben tüyerim.
Mucize kadınım ben.

Güneş doğar, ben batarım.
Herkesten sonra yatarım.
Hem atarım, hem tutarım.
Mucize kadınım ben.

Her şeyden çabuk bıkarım.
Kaleyi bile yıkarım.
Şeytanla başa çıkarım.
Mucize kadınım ben.

Pes ettirir, yıldırırım.
Yanlış namaz kıldırırım.
Reddedersen çıldırırım.
Mucize kadınım ben.

Saz çalarım, bilmem nota.
Aklım dümen, kalbim rota.
Düşmez, hep yüksektir kota.
Mucize kadınım ben.

Kazmadan, tohum ekerim.
Gücüm yok ama çekerim.
Hem tuzum, hem de şekerim.
Mucize kadınım ben.

Küfür yok! Öyle len, mendir.
Bak, bir kadın da 'annendir.
Caz dinler, çalarım bendir.
Mucize kadınım ben.

Boyum yok ama ererim.
İpe, un bile sererim.
Atkı der, çorap örerim.
Mucize kadınım ben.

Eşkiyayı, sindiririm.
At der, file bindiririm.
Şahı, tahttan indiririm.
Mucize kadınım ben.

Yeri göğü aratırım.
Simyacıyım, yaratırım.
Keli bile taratırım.
Mucize kadınım ben.

Pes derim, tehdit ederim.
Seni kovar, ben giderim.
Anlaşılmaz hiç kederim.
Mucize kadınım ben.

Kur yaparsın, çapkın derim.
Yapmazsın, çeker giderim.
Bir anda deli ederim.
Mucize kadınım ben.

Kıskanırım, belli etmem.
Bekle derim ama gitmem.
Artarım, bir türlü yetmem.
Mucize kadınım ben.

Saçı uzun, aklı kısa.
Duymam hiç bu sözden tasa.
Söylüyorum, basa basa.
Mucize kadınım ben.

En iyimiz; azizedir.
Her kadın, bir mucizedir.
Anlayamadığın nedir?
Mucize kadınım ben.


Share/Bookmark