Doğrusu Buydu

"Çağın çok gerisinde kalmışım" diye düşündü kadın. Duydukları hayretler içersinde bırakmıştı çünkü. İlişkiler seks partnerliğine dönüşmüş, sevgili olmaktan çoktan çıkılmıştı. Kendini gözden geçirdi bir an. Hissettiklerini ele almak istedi ama ele avuca sığmıyordu duyguları. Bedenini zorluyordu adeta.



"Ben hala annemin yaşadığı aşkın tarifini kullanıyorum" dedi fısıldar gibi. Kızına da böyle öğretiyordu oğluna da. Bir duygu adamı olup çıkmıştı oğlu. "İyi mi yaptım acaba?" diye düşündü. Yoksa onlar da seks partnerliği mi yapmalıydı; günü birlik ilişkiler yaşayıp, ertesi gün adını bile hatırlayamadığı kişilere. Kesin bir hayır bakışı belirdi gözlerinde. Doğru olanı öğretmişti, bundan emindi.



Babası ve annesi geldi gözünün önüne. Birbirlerine isimleriyle bile hitap etmezlerdi. Saygısızlık addederlerdi çünkü. Toplum içinde ise isimlerinin yanına bey ya da hanım eki koymadan konuşmazlardı. Şimdi bu yaşanan neydi? İnsanlar nasıl gelmişlerdi bu noktaya? Neden? Sevgili olmak bu kadar zor muydu artık? Sevmek, sevilmek anlamını yitirmiş miydi? Beni hiç terk etmeyen aşk, bu insanlara neden uğramıyordu? Sorularına cevap aradı kadın... Bulamadı...


Arkadaşıyla dertleştiği günlerden birinde; "öyle seviyorum ki seks umurumda bile değil, istesin dizinin dibinden ayrılmam. Sekssiz yaşarım ama sevgi siz yaşayamam" demişti. Doğrusu buydu kadının ve değiştiremezlerdi...
Sevdiği adamı düşündü... İyi ki seviyordu... 

 




Osman bey ve Hediye hanıma ithaftır...
 














Elma Şekeri

"Geldiğimde de ilk sözü ben söylerim" demiştin son konuştuğumuzda. Söyledin evet, öyle çok şey söyledin ki hem de... Zaman zaman sağır olmayı diledim, zaman zaman da şükrettim duyuyorum diye...

Gözlerime bakmadın hiç, bakamadın. Ben bakmayı denedim bir kez ama yığılmış onca anlamı taşıyamayacağımı hissedip geri çekildim gözlerinden. Ben kaçtım sen uzaklaştın. İncecik bir ip vardı aramızda sanki ama kopmuyordu. Kelimeler cümleler havada uçuşuyordu. Yakalayabildiklerimi sıkı sıkı bohçalayıp yüreğime koyuyordum usulca. Koskoca dört yılın yanına yerleştiriyordum. "Bir dört yıl daha böyle geçecek belki" diye düşündüm, yüreğim sıkıştı.

Güneş üstüme üstüme geliyordu ısrarla. "Yarına doğmak için nasıl can çekiştiğimi gör" demek istiyordu. O an sana dokunmak istedim, yapamadım. Sen bana çok dokunmuştun oysa. Yutkundum; sana ait ne biliyorsam, neyi bilmiyorsam ama inmiyordu boğazımdan aşağı. Sanki hiç yoktum yanında, sanki tepeden tırnağa bendin. Hangisiydi karar veremedim. İçim cam kırıklarıyla doluyordu, kıpırdayamıyordum. Kıpırdarsam batacak ve kanayan yeri durduramayacaktım. Sen konuşuyordun hala. Gergin bir yaydan çıkan oktu her kelimen ve hedef şaşırmıyordu. Vuruluyordum sessizce.

Güneş üstüme batıyordu inatla. Her şey batmaya başladı o anda. Altını çizerek söylediğin her şeyin, giderken üstü çizilmişti bir kez daha. "Aşk aynı anda yaşanmıyor her iki tarafta. Bitiyor eninde sonunda" dedin. Seninki ne zaman bitti? "Aşk bir elma şekeridir" dedin sonra...

Haklıydın,
aşk bir elma şekeriydi senin dişlediğin, benim ise düşlediğim...