Fuzuli Konuşuyorum



Uzun bir ara verdim farkındayım. Malumunuz olduğu üzre, günlük tarzı yazmadığım için hayata ve aşka dair konularda da ne kadar üretici olabilirim ki... Bir yandan hayatı yaşamaya çalışırken, diğer yandan yazmakta zorlandım. Zaten ne hayata ne de aşka dair bildiğim bir şey de yok. Ukalalık edip duruyorum işte. Sağolun, sizler bunu yüzüme vurmuyor, hatta gayet kibar yorumlarla daha da yazmam için şevk veriyorsunuz...

Şu blog yasakları geldiği gün... İşte ne olduysa o gün oldu zaten. Biri, içimdeki tüm yazma hevesimi alıp gitti. Yazma hevesim gittiği gibi, okuma hevesimi de aldı üstelik. Ta,  ki "Sırf Şiirsel Yorum" adlı blogdaşım, "Zeyno çok oldu senin sesini duymayalı. İnada bindi, mimledim seni :))" deyinceye kadar. Bu ses! gelip gelip kaçan hevesimi, bu kez kaçmaya çalışırken saçlarından yakalamama yardımcı oldu. "Dostlara da boynumuz kıldan incedir" aynı zamanda...

Lakin; konumuz sevgi. Hakkıyla yaşayamadığımız, hakkını hakkı olana veremediğimiz, velhasıl hakkından gelemediğimiz bu duygunun hakkında nasıl kelam edeceğiz? İşte zor olan bu! 

- Sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?
- Sevmek. Çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın!
Fuzuli bir laf ettim...