AcıYorum



Yoldayım. Güneş pijamalarını giymeye hazırlanıyor, esnemeye başladı. İlk defa seyir halinde yazıyorum. İtiraf edeyim; hiç hoşlanmadım. Çünkü etrafı seyretmekten konsantre olamıyorum. Bir de şunu anladım ki; ben keyif kadınıyım. Pc başına oturduğumda çayım ve kahvem olmalı. 


Sigarayı kül tablası içiyor öyle durumlarda gerçi ama olsun. Onsuz hiç olmuyor. O dumanı görmeliyim… Sakın sigara konusunda ahkam kesmeye kalkmayın, terslerim! İçmeyeceğim varsa da içiyorum o zaman. Sanırım devam edemeyeceğim. Görüşürüz… 
17 Haziran 19:22



Kaldığım yerden devam edeyim diye başlayacaktım söze ama kalmamışım ki. Hep böyle yapıyorum zaten. Devam etmem gereken yerde bitiriyor, bitirmem gereken yerde devam ediyorum. Acıma dokunmayayım diyorum, her seferinde söz dönüp dolaşıp bu kelimede takılıyor. Başkasının acısına dokunmayı hiç sevmem, beceremem de zaten. Çünkü bir süre sonra o benim acım olur çıkar.

Hayata dair genel şeylerden bahsetmek istiyorum. Kalem içime içime batıyor. Battıkça da acıyor. Yaşar’ın şarkısı geldi aklıma; batıyor ama acıtmıyor senin sevdan... Bir müddet sonra galiba acıtmamaya başlıyor bu acı. Acıtan ne bizi? Yaşadıklarımız mı, yaşayamadıklarımız mı!? Kelimeler bile, bizimle ne kadar oyun oynuyor fark ettiniz mi? Anı ve acı. Bir harfin yerini değiştirdiğimizde, anlamı ne kadar değişiyor dersiniz? Hangisini tercih ederdiniz? Hangisini seçersek seçelim, acıyoruz işte…

Aklımızdan geçenlerle başımızdan geçenler neden tutmaz hiç birbirini? Hani insanın aklına gelen başına gelirdi? Öyle olmadığını öğrendim ben. Çünkü aklım başıma geldi…Gelmeyenlere acıyorum!...

7 yorum:

zihni dedi ki...

kiminde acı acıyı kesiyor,
su da sancıyı,
Sizde acı acıyı besliyor!
aşık falcıyı:)

kahve "keyif kadını" olmayı destekler ama,

sigara 'dan söz etmeye cesaretim yok:)

"Acı-Yorum" her zaman acıdığınızı göstermez.
Zira,
baharatsız yemeğin tadını,
iyi bilir keyif Kadını.
üstüne birkaç damla "sevda şarkıları" ekleyince,
başınızdan değil, gönlünüzden geçen tutmalı sizi.
Aklınız başınıza gelebilir ancak,
aşkınız kapınıza gelmedikçe,
acıyorum'lar her zaman sezi-yorum'ların "yorma"larına takılabilir:)

not:gecenin bu saatinde gelen doğaçlama esintiler.

Zeyno dedi ki...

Yoruldukça dinlendiğimi farkediyorum:)

zihni dedi ki...

Zeyno,

ustanın biri de,
"avarelikten yorgun düştüm" demiş:)

bu durumda tersi de olası görülüyor.

Bir de, "aklın başa gelmesi" durumuna takıldım.
Akıl gezicidir bence. Mevsimine göre de değişir, gece-gündüze göre de. Hatta gece yarısından sonra aklın yerini bulana aşkolsun:))

Zeyno dedi ki...

Takılma:) gezip dolaşıp sonunda başına gelmesi durumu diyelim...

zihni dedi ki...

Bence önemli olan aklın durduğu yer değil, gezip gördüğü yerdir:)

haksız mıyım?

Zeyno dedi ki...

Kesinlikle haklısın. Gezip dolaştığı yerlerde kalırsa, geri dönmemesi durumu sakıncalı :)

zihni dedi ki...

Akıl başa sadece rapor hazırlamak ve uyumak için döner. Asıl icraatlar dışarda olur. "aklın nerende?" diye sorulduğunda, önceden hazırlanmış bir projenin icrasındadır aslında. Ya da alt benliğin egemenliğine girmiştir.