Alçak Gönüllü


Kıyıdan uzaklaşıldığında kıyıya bakarız hepimiz. Bir şeylerin, birlerinin küçüldüğünü görmenin hüzünlendireceğini bile bile... 

Ben de, demir attığım bu limandan demir alıyorum artık ama veda etmeden... Uzaklaşırken kıyıya bakıyorum ister istemez. Bir acı kaplıyor içimi ama anlatamam. Sokağından geçtiğim hayat daralıyor git gide. İki katlı evin kapısı küçülüyor... 

Yolcu eden ne kadar çok şey oluyor insanı giderken, kendisi hariç. Bir de, adını telaffuz etmek günahmış gibi saklayıp "O" dediğimiz...
O uğurlamasın zaten.  Çünkü O, geriye dönerken yolu şaşırıp kaybolabilir! Çünkü O, bu küçülmeyi kaldırabilecek kadar büyük değil!...

Gönlü alçak insanla, alçak gönüllü insanı hep karıştırdım ben. Bu yüzden, çok yüklü bedeller ödedim. Çünkü faturayı kendime kestim her seferde... 

Belki yıllar sonra, belki yarın ama bir gün mutlaka tekrar karşılaşacağız.  Gözlerimi gözlerine dikip "alçak gönüllü biri mi haindir, yoksa gönlü alçak olan mı?" diye soracağım. Gözlerimi öyle dikeceğim ki gözlerine, hiç bir lisan hiç bir bakış sökemeyecek bir daha gözlerimi gözlerinden! Ne şiir yetişecek imdadına ne de en sevdiği bir şarkı. Çünkü en iyi onlar bilir alçak gönüllüyle gönüllü alçak arasındaki farkı... 

O, gün gelecek...  O gün gelecek... Elimdeki son vedayı, onun için saklıyorum!...

 Aşka ilk küskünlük; yandığın kişiyi uyandığında görmemekle başlıyor...

14 yorum:

kuccukkurba dedi ki...

gönlü alçak insan ve alçak gönüllü insan...
ne yazık ki hep ilki denk geliyor bana;)
harikaydı yüreğine sağlık.

Zeyno dedi ki...

"Bir gün rast gelir inşallah" diyorum... Çok teşekkür ederim.

zeynep dedi ki...

Vaww yine harikaydı.ne güzel anlatmışsın gönlü alçak / alçak gönüllü....iki sözcük nasıl derin manalar içeriyor..
Dayanamıyorum hiç vedalara..
Yüreğine sağlık güzel kalpli a(d)rkadaşım...

Gönlü alçak insanla, alçak gönüllü insanı hep karıştırdım ben. Bu yüzden, çok yüklü bedeller ödedim. Çünkü faturayı kendime kestim her seferde... bu cümleyi de aldım müsadenle..

Zeyno dedi ki...

Sen bir tanesin Zeynepcim. Beni ihya ettin bu gece sen... Okuduğun, sevdiğin her söz senindir benim değil...

Hayat Cafe Tarifleri dedi ki...

Süperdi yaa..:))
Zevkle okudum.
Takibindeyim.
Sevgiler canım..:))

Zeyno dedi ki...

Çok memnun oldum Hayat'cım. :) Bilmukabele...

SırfŞiirselYorum dedi ki...

Kısa bir aradan sonra tekrar yazdıklarını okumak iyi geldi... yüreğine sağlık

Zeyno dedi ki...

Teşekkür ederim SırfŞiirselYorum. Yorumlarınızı okumak beni daha da şevklendiriyor yazmak için. Senin de okuyan gözlerine, anlayan yüreğine sağlık...

birtutamkekik dedi ki...

harikasınız...
:)
sevgiler..

Zeyno dedi ki...

Teşekkür ederim birtutamkekik. :) Bilmukabele...

Gökcem Altıntaş dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş.
sizi daha önce takip etmemem içimde bir keşke ifadesi oluşturdu.

"Aşka ilk küskünlük; yandığın kişiyi uyandığında görmemekle başlıyor..."
çok etkileyici.

peki benim sorum şu aslında:
aşkla son barışma; seni artık kül eden kişiyi, beraber uyuyacakken ilk kez tanımakla bitebilir mi?

Zeyno dedi ki...

Öncelikle çok teşekkür ederim güzel yorumun için... Aşkla hiç küsemez ki insan, aşığına küsse bile. Kendimize küsüyoruz bir yerde... Bitiyorsa, aşk değildir o. Çünkü o kadar kolay bitmez. Bitseydi, Atlla İlhan "ayrılanlar hala sevgili" der miydi. ,)

Gökcem Altıntaş dedi ki...

hislerimizi; gördüğümüz, öğrendiğimiz bildiğimiz kelimelerle anlatırız, bu doğrudur, fakat ya henüz hiç bir emsali olmayan bir durumdaysak ne yaparız peki? hala küskün olduğumuz biz mi oluruz? sevdiğmiz mi? aşk mı?

işte senin de yazılarında aradığım bu, çünkü yazılarında çok kendine has cümleler var. bu acaba hala mümkün olabiliyor mu?

Zeyno dedi ki...

İnsanın hesabı hep kendiyledir. Aşık olduğumuz kişiyle, kafamızda yarattığımız kişiyi karıştırırız birbirine. "O" sanarız... İşte bu yüzdendir mutsuzluğumuz...