Yalan Deyiver

Boynunu büküpte, ağlama sakın!
Giden gittiyle kalsın, gülüver.
Bir fincan kahvenin, hatırı için.
Gönül defterine, "bir dost" deyiver.

Yırtılmış mektupta, yanmış resimde.
Bin anı yaşama, bir solan gülde.
Bir eski şarkıda, buruk nağmede.
Hasreti duysanda "yalan" deyiver.

Bir gün rastlasanda, tanıdık yerde
Düşürme başını, yine o derde.
Yıllardır biriken yaşı döksende.
"Gözlerime dolan, tozdan" deyiver.

İzi mi Kalır

Yırtılan mektubun yakılan resmin,
Gönül dergâhında sevgi oldukça,
İnsanın insanda gözü mü kalır.

Benim “ak” dediğim sana karaysa.
Bağrımda açtığın, onmaz yaraysa.
Vefa unutulmuş, dostluk paraysa.
İnsanın insana yüzü mü kalır.
 


Yapılan iyilik, vurur karaya.
Bir meçhule doğru girdik sıraya.
Yolumuz düşmezse hiç hatıraya.
İnsanın insanda izi mi kalır

Hepimiz bir canız, hepimiz nefer.
Bitecek bir yerde, bu yorgun sefer.
Gün gelip sönünce gözümüzde fer.
İnsanın insana sözü mü kalır…

Bil Sen

Kalbim, yanmak için beklemiş meğer.
Bilsem kapısını böyle açmazdım.
Leyla'dan fazlaydı aldığım değer.
Yoksa kanatlanıp böyle uçmazdım.

Şehir şehir gezdim, köy köy dolaştım.
Sazla kavga ettim, sözle dalaştım.
Yarına değdikçe, düne bulaştım.
Yoksa gözyaşımı böyle saçmazdım.

Ellerimde eller, el olup gitti.
Baktığım gözlerde, sözler yitikti.
Hayat, yalnızlığı erken öğretti.
Yoksa gözlerinden korkup kaçmazdım.

Tanıyorum

Resminde gördüğüm o bakış var ya,
Hiç yabancı değil ben tanıyorum.
Bildiğimi, sen de bilirsin ama
“Yalnızlık” demeye utanıyorum.

Belli ki sevene inanmamışsın.
Gönülden gönüle oyalanmışsın.
Aşka gülüp geçmiş, yalan sanmışsın.
“Vefasız” demeye utanıyorum.

Her geçen yaz günü belki de kışın.
Unuttuğun yere döner bakışın.
Gözünden, yaşını her bırakışın.
“Pişmanlık” demeye utanıyorum.

Kendini bu yüzden sakınıyorsun.
Şikayet ediyor, yakınıyorsun.
Aldırmaz bir tavır takınıyorsun.
“Korkaksın” demeye utanıyorum.

 




Tarih Kuşu

Yoruldum artık sana yazmaktan, seni yazmaktan, seni yaşamaktan... Hayat, bütün ağırlığıyla gözlerinde kendini tartarken, bir kuş gibi tünemiştim omzuna ansızın. An sızın olmuştum, olmuştun. Talih kuşun değildim ama tarih kuşundum senin…


Kaç senedir yolun başındayım bilmiyorum ki. Düzgün adım ileri gittiğim günlerin, üzgün adım geri döndüğüm günlerden daha az olduğunu görmekten yoruldum… "Yarın" dediğim her günün, beni düne hazırlayan anlardan yapılmış tuzaklar olduğunu görmekten yoruldum…


Ne kadar şarkı varsa dinledim bu gece. "Senden bana gelsin"" dedim.  Fena geldiler! Üstüme üstüme geldiler.  Bütün cümleler  birbirinin üzerine devrildi …


Ne boyun ne posun, ne kaşın ne de gözün umurumda. Hayata verdiğin pozun ve sözün ilgilendiriyor beni.  Ne kaldı sustuğum? Duyuyor musun?
 
Bu yazıya başladığım tarihle, seninle ilk selamlaşmamızın tarihi aynı. Tesadüf olabilir mi bu? Ve bu tarihten, tam iki yıl 3 gün sonra da ömre bedel ilk karşılaşma… Benden başkasıyla karşılaşma!...

Bak, yine bayram geliyor… “Takvimler bu günü bayram yazıyor” diyeceğiz. Sen, yine sabah ezanıyla yüreğini ağartacak… Ve “bir takvim daha” diyerek yüreğimde artacaksın… 

Çok oldun çok…