Birden Bire

Birden bire gitmişti, birden bire geldi. Gecenin bir yarısı, en olmaz saatte hem de... Bir tırtılın ayak sesi, uçuşan bir kelebeğe dönüşüverdi o anda. Kanatlarında sevda saklayan kuşlar havalandı, kadının başının üstünde. Ve gözünün önünde; boynunda beyaz atkısıyla, karda iz bırakarak yürüyen bir kahırdan adam...

Yüreğine vurulmuş gem tahriş etmişti gecelerini. Gözleri kıpkırmızıydı bu yüzden. Ve ikiside ıslak. İspanyol meyhanesindeki kadını özlüyordu. Birlikte yaşadıkları son geceden kalmaydı ikisi de hala. Ayılamıyorlardı, ayrılamıyorlardı ne yapsalar da. Atilla İlhan'ın şiirindeki,  ''sevgili''ydi onlar. O günlerden kalma bir anı, düştü karların üzerine. Gem yine sıkıştırmıştı adamın yüreğini. Ağlıyordu yine adam. Adamdı, işte bu yüzden ağlıyordu...

"Uzaktan gizlice görürüm" diye geçirdi aklından. Bu yüzden düşmüştü kış kıyamet demeden yollara. Oysa "git" demişti kadın ona, "öyle bir uzaklaş ki, karda kalmasın izin!" demişti. Kahırdan gitmişti adam. Kardan mı dönemeyecekti? Ceplerini kontrol etti. Misketleri, topaçı, gazoz kapakları, hepsini almıştı. Gülümsemesini bulamıyordu! Hatırlayamıyordu nereye koyduğunu. Diğer cebine baktı, orda da yoktu! Gem yüreğini acıtmaya başladı yine. O anda hatırladı nerde unuttuğunu. Kadında bırakmıştı gülümsemesini... "Al" demişti kadın "unutma!" "İşime yaramayacak yokluğunda" demişti adam, ve almamıştı...

Kadın hep saklamıştı bu emaneti. Çünkü biliyordu bir gün geri gelecekti adam! Ve gülümsemek isteyecekti. Aşk sandığı'na koydu kadın, adamın gülümsemesini. Üzerine, kendi gülümsemesini örttü. O günden beri, kadın da gülümseyemedi. Kahkahalar atıyordu eğreti, içini acıtan. Gözleri ne kadar kendini verse de ele. Oysa ki adam hep şöyle derdi; "gül ki dünya da seninle güle..."

Gelmişti işte adam! Boşa değildi, kadının beklediği. Çıkarılmalıydı o gem! Ve açılmalıydı artık, o gemi denizlere! Düşmeden fırtına kaygılarına... Hayat affetmeyecek yoksa ikisini de! Karşı koydukları sürece... Duygularına!

Gelmişti işte adam... Hiç gitmemişti ki, ikisi de...

0 yorum: