Kara Kuş

Sesin soluğun çıkmıyor hiç. Belli ki yine kilitledin göğsünün kapılarını. Hayatının, bütün pencerelerini kapattın. Ne kimseyi görmek ne de görünmek istiyor gözlerin, birinin gözlerine. Gizli kaçamak bakışlarla bakıyorsun aynaya, traş olurken. Bu yüzden de hep kesiyorsun, sol tarafında çenenin boyun kısmına inen yeri.


Nereye kadar kaçabilir ki insan? Eğer onca parmak izi bırakmışsa geride, günahlarına ve sevaplarına? Vicdan polisi, ne rüşvet yer ne de mevki ve makam korkusuyla susar! Neyle istersen onla tehdit et. Senden önce, o içeri alır suçluyu. Ya ödeyeceksindir sana kestiği faturayı ya da senden dışarı hapseder seni. Ne korkunç bir cezadır bu! Dışarıda kalmak...

Sen ki; hep içerde, içinde yaşayan adam. Sana göre değil bu sandalye, oturamazsın! Sen, hayallerinle volta atmadan duramazsın...

Dışarısı buz, dışarısı ayaz! Sarınacak ne sıcak bir söz var ne de örtünecek gözyaşı! İçerisi öyle mi ya? Nicedir sarılmayı unuttuğun dost eller, ne zamandır hatırını sormayı bekleyen çerçevelenmiş bir yüz. Hafızanın fihristinde yeri hiç değişmeyen isim… Bunların hepsi içerde! Dışarıda hiçbir şey yok…

Uzanmaktan usanmadığın gecelere sırtını dön artık. Nelere sırtını döndüğünü göreceksin! Soyun artık, giyindiğin sana ait olmayan giysileri! Dar geliyorlar işte senin duygularına, düşüncelerine, inandıklarına ve inanmadıklarına! Çıkar at yüzünden bu maskı. Sende bu yürek oldukça ve yüreğindeki, kim kırabilir hayatında ki kaskı…

Haydi aç kapılarını, pencerelerini. İçeri gir artık! Sana o çok dokunan insan sesine, sen de dokunmalısın artık. Duyacağın o ses, senin sesinin yansıması olacak! Yetecek tüm aramalarına tek bir tuş. Haydi ara artık... Ümitlerine kanat germekten yoruldu bu karakuş

Bir düşün! Her şeyin zamana bırakıldığı bir dünyada, sevgilere ne kadar yer kalıyor? Bir dakika! Telefonum çalıyor...

0 yorum: