04 Temmuz

Bugün 04 Temmuz, saat gecenin 02'si. Yalnızlığım son sesine kadar haykırıyor. Balkondan bakıyorum. Sokağa atmak istiyorum kendimi ama dışarısı da fazla sessiz, korkuyorum. Bu gürültüye razı oluyorum istemeden.

Bir kağıt, bir kalem tutuşturuyorum ellerime. Senden kalanları ve sana bıraktıklarımı yazıyorum madde madde. Gürültü artmaya başladı, duymamazlığa geliyorum. Bugün 04 Temmuz, saatler yavaş yavaş ilerliyor. Zaman ilerledikçe ben geriye gitmeye başlıyorum. 22 Temmuz'lara gidiyorum, bir gün sonrası doğum günüm. Hep bir gün önceden kutlardın, ya bir şiir ya da nerde olduğumu soran bir cümleyle. Bilmezdin bir gün sonrasının doğum günüm olduğunu. İçine doğuyorum diye düşünürdüm. Daha anlamlı gelirdi. Bu yüzden "22 Temmuz" derdim doğum günümü soranlara. Gürültü git gide yükseliyor. Bugün 04 Temmuz. Senin hangi mevsim aralığında doğduğunu düşünürdüm, bilmezdim. Söylemezdin, sevmezdin çünkü özel günleri. Ben de bu yüzden hergün kutlardım ya bir güzel sözle ya da bir şarkıyla.

"Sen nasıl yakaladın beni" demiştin bir gün. Onca kaçtıklarından yorgun düşmüştün besbelli. Belki de ben hızlı koşup yetişmiştim sana, bana ait olmayan beni yaşamaktan bıktığım için. Unuttuğum ne çok şey varmış meğer hatırlanmayı bekleyen.

Gürütü dayanılmaz olmaya başladı. Bu gün 04 Temmuz. "Son kez yaptığım kutlamayı" kutluyorum bu gün. Borçlu değiliz birbirimize. Sen kendine koşmuş, ben ise kendimi yakalamıştım aslında. Düşlerle de ödeşiriz bir gün nasıl olsa. Çünkü yarı yolda bıraktık hepsini. Veda ederken söylenir yine de hakkını "helal et" diye. Helal et hakkını, sana da helal olsun...

Gürültü çekilmez oldu. Bugün 04 Temmuz. Doğum günüm 23 Temmuz. Gürültüden uyuyamıyorum...


2 yorum:

Adsız dedi ki...

tıpkı sairin dedigi gibi^^^BİZ BAŞKA SEVDİK O YÜZDEN BAŞKA SEVEMEDİK^^

Zeyno dedi ki...

"Acı tütün çiğnercesine" demiş hem de...