Mor Menekşe

Merhaba Menekşe.

Kimse bakmadı mı sana ben yokken? Bir yudum suyun kalmamış toprağında. Gün(e)aydın diye başlayanlar, sadece kendi susuzluklarını giderdiklerinde aydınlandıkları için sana göz ucuyla bile bakmamışlar. Giderken "kendine iyi bak" demem bundandı.

"Beni niye götürmedin giderken?" diye soruyorsun. Ne çok şey bıraktım ben arkamda, bilmezsin. Götürmeye kalksam ben gidebilir miydim sanıyorsun. Sen de bunların arasındaydın işte.

Belki kırgınsın belli etmiyorsun. Eğer böyleysen, seni de kendime benzetmişim demektir. Yaram ne kadar derin olursa, o kadar sığ görünüyorum herkese, her şeye.

Öyle çok şey birikti ki içimde. Kalbim taşınmaz bir yük gibi. Bazen yerinden kaldıramıyorum, bazen de bakmışım mavi bir balonun peşine takılıp gitmiş... Dönüşünü ne sen sor ne ben söyleyeyim. Öyle işte.

Bu eve geldiğin günü hatırlıyor musun? Seninle ilk karşılaşmamızı ilk konuşmamızı? İlk günden sevmiştik birbirimizi. İçtiğimiz su ayrı gitmiyordu. Bir tek sana açıyordum yüreğimi. Kırdıysam da sana anlatıyordum, kırıldıysam da. Sonrasını biliyorsun işte, benim çekip gidişim.

Acıları paylaşıyoruz, mutlulukları, hüzünleri, şarkıları, mevsimleri paylaşıyoruz... Kim, payına ne kadar kalırsa onu alıyor. Payımıza ne düşerse onu almak mıdır paylaşmak yoksa seve seve karşımızdakine vermek midir?

Günlerce susuz kaldın, haftalarca hatta. Oysa ben bardağımdaki suyun yarısından çoğunu sana verirdim. İnsan paylamayı bilmem ama insanca paylaşmayı biliyorum. Ya öyle işte...

Belki bu kez bırakmam seni giderken, gelir misin ?

2 yorum:

wholesaler dedi ki...

your blog is good,
I like you!

Zeyno dedi ki...

Thank you very much wholesaler...