Geçer'li Şarkılar

İnsan hayatı; yıllarca binmeyi beklediğimiz o trenin düşlerini kurup, geldiğinde ise "nasıl oldu da kaçırdık" diye hayıflandığımız garip bir istasyon gibi. Gelenleri karşılamak, gidenleri uğurlamakla geçen gözyaşı silsilesi.

Biz bu yolculuğun neresindeyiz? Karşılananların ve uğurlananların arasında bizde yok muyuz? Kimi kime şikayet edeceğiz? Karşıladıklarımız uğurladıklarımızdan daha mı az?

Sevdiğimiz yanımızda değilse, yanımızdakini sevmeyi kabullenişimiz bu yüzden mi? Bu yüzden mi her gelen ve giden de kendimizi arayışımız?

Ben yanımdakini sevemedim hiç bir zaman. Sevdiğim, "sevdim" dediğim uzaklardayken, kendimle kalamadım. Terk ettiğinde kendimde kaldım. Giderken de üzerine basa basa gittim yüreğimin, acıta acıta hem de. Bakışlar taşıdığım gözlerimle, kalpler çizerek buğulu camlara, öyle gittim gittiğimde...

Kimine mektuplar bıraktım adressiz. Okunup okunup yakıldığım... Kimine sonu baştan yazılmış yarım öyküler... Kumdan kaleler bıraktım, sahipsiz kimsesiz. Kurulur kurulmaz yıkıldığım... Zamanlı zamansız "geçer geçer daha öncekiler gibi, bu da geçer"li şarkılar da, yarınlara bırakıldığım.

Yolcu eden de biziz bu istasyonda yolcu edilen de. Uğurlayan da biziz ağırlayan da. Ne kadar ağrımıza gitsede çoğu zaman gelenler, gidenler ve gittiklerimiz. Fazla olsa da kazandıklarımızdan yitirdiklerimiz. Küçücük bir kalpten koskocaman yüreğe dönmek kolay mı? Kolay mı düşlerden geri çevirdiklerimiz?

Benden öteye geç(e)medi attığım hiç bir adım. Değişmedi göz yaşımın düştüğü şarkı. Yaşadıkça, yaş(l)andıkça anlıyorsun arada ki, kendinde ki ve anlamda ki farkı...

Dinle! "Sevda kuşun kanadında ürkütürsen tutamazsın" Hangi kuşların kanadı altına sığındı o sevdalar şimdi? O kuşlar yeniden uçarlar mı üzerimizde, kim bilir ?

Bir tren sesi duyuyorum uzaktan...

0 yorum: