Şerefine

Sen var ya sen; çıkılmaz sokaklara girip yolumu kaybettiğim sevdanın bilinmeyen adresi. Yaş üstünde yaş bırakmadığın düşlerimin karanlık yolcusu.

Kalbinde geçmeyen günlerin çetelesini tuttun mu sen hiç? Bilir misin yalnızlık nasıl kanatır gözbebeğini? Düşe kalka volta attığın saatlerin sessizliğini bilir misin? Bilir misin gözlerin can çekişirken kahkaha atmanın işkencesini?

Mutluluğun resmini arıyorsun her yerde. Belki bulurdun, belki bulurdum; maviyi kana bulamasaydın eğer, yüreğime dokunmasaydı lain fırçan.

Bendeki son şerefine kaldırıyorum bu gece kadehimi. Bin gecede kazanılanın bir gecede kaybedilmesinin şerefine.

Bütün şarkıları bütün şiirleri sende, seninle bırakıyorum. Yazılmamış mektuplar alacaksın benden gece yarıları. Duyulmamış pişmanlıklar çalacak plaklarında. Nereye gidersen git gecikmiş hayatlar sokağına çıkacak yolun. Taş üstünde taş bırakmayacaksın anılarında.

En uzak denizlere demir alıyorum bu gece sensizlik limanından. Güneşi yıldızları görebildiğin kadar yakın, seslendiğinde ise duyamayacağım kadar kıyıdan uzak...

Baka kalırım giden geminin ardından
Atamam kendimi denize dünya güzel
Serde erkeklik var ağlayamam
Orhan Veli KANIK


İşte bu kez ağlayacaksın giden geminin ardından.

Yaşadıkça fark edeceksin; başlayan her şeyin bittiğini.

Anlayacaksın;

ayıpsız, aşikare, yağmur misali
Nazım HİKMET


gibi ağlamanın yiğitliğini...

0 yorum: